KUŞLAR NASIL ORTAYA ÇIKTI?
Evrimcilerin bir diğer fantezisi de kuşların meydana gelişi hakkındadır: Canlıların sudan karaya geçmelerinden sonra bunlardan bir kısmının da kanatlanarak kuşlara dönüştüklerini öne sürerler. Oysa, kara canlılarından tamamen farklı bir yapıya sahip olan kuşların hiçbir vücut mekanizması kademeli evrim modeli ile açıklanabilir durumda değildir. Her şeyden önce kuşu kuş yapan en önemli özellik, yani kanatlar, evrim için çok büyük bir çıkmazdır. Türk evrimcilerden Engin Korur, kanatların evrimleşmesinin imkansızlığını şöyle itiraf eder:
Gözlerin ve kanatların ortak özelliği ancak bütünüyle gelişmiş bulundukları takdirde vazifelerini yerine getirebilmeleridir. Başka bir deyişle, eksik gözle görülmez, yarım kanatla uçulmaz. Bu organların nasıl oluştuğu doğanın henüz iyi aydınlanmamış sırlarından birisi olarak kalmıştır...23
Görüldüğü gibi, kanatların bu kusursuz yapısının nasıl olup da birbirini izleyen tesadüfi mutasyonlar sonucunda meydana geldiği sorusu tümüyle cevapsızdır. Bir sürüngenin ön ayaklarının, genlerinde meydana gelen bir bozulma (mutasyon) sonucunda nasıl kusursuz bir kanada dönüşeceği asla açıklanamamaktadır.
Bunların ardından bir soru daha akla gelir: Tüm bu akıl ve mantık dışı hikayeyi doğru saysak bile, bu hikayeyi doğrulaması gereken çok sayıda "tek kanatlı", "yarım kanatlı" fosil neden aksi gibi bir türlü bulunamamaktadır?

Archæopteryx |
Ayrıca, bir kara canlısının uçabilmesi için sadece kanatlarının olması da yeterli değildir. Kara canlısı, kuşların uçmak için kullandıkları diğer birçok yapısal mekanizmadan yoksundur. Örneğin, kuşların kemikleri kara canlılarına göre çok daha hafiftir. Akciğerleri çok daha farklı bir yapı ve işleve sahiptir. Değişik bir kas ve iskelet yapısına sahiptirler ve çok daha özelleşmiş bir kalp-dolaşım sistemleri vardır. Bu özellikler, uçabilmenin, en az kanatlar kadar gerekli olan ön şartlarıdır. Canlının uçabilmesi için tümü birlikte ve aynı anda gerekli olan bu mekanizmalar, yavaş yavaş, "birikerek" oluşamazlar. Kara canlılarının hava canlılarına dönüştüğü teorisi bu nedenle tamamen bir safsatadır.
Evrim teorisinin, karadan havaya geçiş açmazında doğurduğu tartışmaların odağını "Archæopteryx" adı verilen kuş fosili oluşturur. Evrimcilere göre, 150 milyon yıl yaşındaki bu fosil, karadan havaya geçişin en büyük kanıtıdır. Evrimci paleoantropologlar bu canlının iskelet yapısını Velociraptor ve Dromeosaur ismi verilen küçük yapılı dinozorlara benzetirler. Bu sebeple bu canlının dinozor-kuş bağlantısını sağlayan ara geçiş formu olduğunu iddia ederler.
Archæopteryx'in dinozorlarla kuşlar arasında bir ara-geçiş formu olmadığının en açık kanıtı, uçabilmesidir. Çünkü Archæopteryx'i bir ara geçiş formu olarak tanımlayanlar, onun hala sürüngen özelliklerine sahip olan ve dolayısıyla henüz uçamayan bir canlı olduğunu öne sürerler. Konuyla ilgili en önemli uzmanlar sayılan Storris Olson ve Alan Fediccua, Archæopteryx üzerinde yaptıkları anatomik çalışmalar sonucunda, bu kuşun rahatlıkla uçabileceğini açıklamaktadırlar.24
Kısacası Archæopteryx, kesinlikle yarı sürüngen-yarı kuş bir canlı (vücudunun yarısı tüylerle, yarısı pullarla kaplı tam olarak uçamayan, ancak havada süzülebilen hayali bir ara geçiş formu) değildir. Tam olarak uçamadığı iddiaları geçersizdir: Hayvan bildiğimiz kuşlar gibi uçabilen sıcakkanlı bir kuştur.